Ey torunum, lan torunum, Sen nasıl adamsın ulan beş korunum. Sen misin ceviz içerisindeki bir tutam kum, Kafamı kaldırım taşlarına vurar iken akan on beş çorba tulum.

Silahlar kesemez iken çilek içen bir evsiz eşşek, Gelebilir mi ki bizlerden oluşan korunaklı bir terli gevrek? Gevşek gevşek sürünür çatıda iki ters döşek, Kesme, kesemez bu eşşek, sucuklar sadece bize gerçek.

Muzaffer oğlanlar savaş için bazı korkular ile yüzleşemez iken biz, Ormanlardan gelen bazı koltuklar bizi buradan çıkartamaz deriz ve bu bizim vurduğumuz kemerimiz! Ta ki bu kemer, minik beyniniz ile keser bazı çileklerin kıllarını bile, peki siz, Ne yaptınız da buraya layık oldunuz tencerelere anlatın koyun marakasları, bu bizim tekerlememiz!

Keşmekeşler içinde boyalar kemirmiş te mis keşişe gelmiş ki pis keşiş, Metreler boyu uzanan yedi kurt gelmiş te demiş on yedi bin sekiz yüz yetmiş! Yetersiz kalan bu keşiş, demiş bir iş var gel buraya keşiş, Pis keşiş yemiş, terzi demiş kel kafalı keşiş, sensin derviş, gel de bir sidik içelim pis keşiş!